Hüzün ve Sıkıntı Duası
26 Ekim 2026
- Keder ve Yas
- Huzur ve İç Dinginlik
- Belirsizlik ve Bekleyiş
Ey içten içe atan yüreklerin nabzını tutan, adı konulamayan ağırlıkları bizden önce bilen Rabbimiz! Hamd, dert vermeyen, dertlerin içine derman saklayan Sana mahsustur.
Rabbimiz! Bir kaybımız yok; soframız kuruluyor, işimize gidiyoruz, gülüyoruz. Ama bir ağırlık var içimizde, adını koyamıyoruz. Sabah kalkmak güç geliyor; akşam olur olmaz yorgunluk çöküyor. Sevincimize gölge düşüren, umudumuzu yavaş yavaş söndüren bu hâlin ne olduğunu kimseye anlatamadık. “Neyin var” diye soranlara “hiç” dedik; ama o “hiç” bir dağ gibi. Kimimiz bunu kimseye söylemeden taşıdığımız için iki kat yorganız; kimimiz gözyaşımızın sebebini bilmediğimiz için kendimizden korkar olduk. Rabbimiz, bu karanlık ve dar günlerde bize kendimizi bırakma; Seni bulduk.
Efendimiz’in (s.a.v.) dilinden bir sığınma öğrendik: “Allah’ım! Kaygıdan ve hüzünden, acizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, borcun ağırlığından ve insanların baskısından Sana sığınırım.” Biz de aynı kapıya sığınıyoruz: İçimizdeki bu ağırlığı, kimse bilmese de Sen bilirsin. Sıkıntımızı huzuruna bırakıyoruz; göğsümüze genişlik, kalbimize ferahlık lutfet.
Bu hüzne de bir hayır sakladığını biliyoruz ya Rabbi; onu görme sabrını ver. Bizi bu gürültüde yalnız bırak olmadı; dualarımızı duy, gözyaşımızı gör, sessizliğimizi işit. Bize kendimize acımayacak, bize merhamet edecek bir yürek ver; bu günlerin geçeceğine, geçtiğinde bizi daha sağlam bulacağına imanımızı tazele. Bize sabrı zehir etme, sabrı süsle.
İlahî! Hüzünlü kalpleri rahmetinle yıka; sıkıntıları ferahlığa, karanlıkları sabah aydınlığına çevir. Salât ve selâm, en dar gününde bile Rabbine yönelen Efendimiz’e (s.a.v.), âline ve tüm müminlere olsun. Âmîn.